Irksal, dilsel, bedensel, cinsel, cinsiyetsel, dinsel ve mezhepsel ayrımcılık konusunda tecrübeli ve istikrarlı olan ülkemizde, “ahlak polisliğinin” bir kurum ve toplumsal bir yapı olarak artık var olduğunu, yerleştiğini ve uygulamalarının yaygın olduğunu kabul etmemiz lazım. “Dileyen inansın, dileyen inkar etsin” (18:25), “dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur” (2:256), “sizin dininiz size, benim dinim bana” (109:6) gibi öğretiler bir… [Read more…]
24 Mayıs tarihinde futuristika.org adresinde yayınlanmıştır. Sanırım ya ilk okulun son sınıflarındaydım, ya da orta okulun ilk yılıydı. Öyle ya da böyle 90’ların ortası civarı olduğunu hayal meyal hatırlıyorum. Ankara’nın Kızılay ve Tunalı semptlerindeki bütün çöp kutuları kalktı bir günde. Başka şehirlerde ve başka semptlerde de yaşanmıştır bu garip olay diye düşünüyorum. O sıralar sebebini… [Read more…]
AKP iktidarı başladığından beri, ülkenin gündeminde neredeyse sabit olarak kalmayı başarabilen iki konu demokratikleşme ve askerin siyasetten çekilmesi. Sezar’ın hakkını Sezar’a, Erdoğan’ın hakkını kendisine vermek gerek. Türk siyasetinin tabularından birini başarıyla gündem olarak tartışmaya, sorgulamaya açtı ve yöntemi çok tartışmalı olsa da askerin siyasetteki etkisini azaltmayı başardı. Bu gelişmeler olurken, özellikle ilk zamanlarda CHP ve… [Read more…]
Çok kültürlülüğün ülkemizde nasıl anlaşışdığına dair değişik yorumlar da ortaya koymak mümkün. Bazılarına göre çok kültürlülük, batı odaklı bölücü bir fikir olabilir. Bazılarına göre ise zenginlik. Bazıları, çok kültürlülük karşısında kendi değerlerini tehdit altında hissedebilirler. Bazıları ise çok kültürlülüğün kendilerine değer kattığını söyleyebilir.
Biz onları farklı görebiliriz. Ama onlar kendilerini farklı görmeye başladıkları zaman buna karşı çıkarız, bölücülük deriz, ayrımcılık deriz.
Beraber şu tabloya göz atalım: Genişçe, yeşil ve bereketli toprakları, al yanaklı bebeleri, bembeyaz bulutları, sapsarı çiçekleri, baharda yemyeşil ve son baharda güneş kadar kızaran ağaçları ile cennet bir vatan düşünün. Ezelden beri var olan cennet köşesi bir toprak parçası. Burada kahraman bir millet ve bu kahraman milletin yağız yiğitleri yaşamaktadır. Hepsi de güçlü, kuvvetli… [Read more…]
6 Ocak’ta futuristika.org’da yayınlanmıştır Cinsel içerikli muhabbetler daha bir heyecanlı, daha bir dolu dolu geçer nedense. Özellikle insanın cinselliği biraz olsun bastırılmışsa, o duyguları ifade etme arzusu, sadece bir muhabbet dahilinde bile olsa, neredeyse durdurulamaz bir şehvet ile su yüzüne çıkar. Cinselliğin insanları adeta hipnoz edebilen o gücü ile hergün belki onlarca defa karşılaşıyoruz. Reklamda,… [Read more…]
3 Ocak tarihinde futuristika.org’da yayınlanmıştır İnsan ilişkilerinde, hepimize tecrübenin ve hayatın öğrettiği belli başlı yazılı olmayan kurallar vardır. Bunlardan biri, bizim bir ilişkinin seviyesini aldığımız karşılıklara dayandırdığımızdır. Yani, sürekli “sen beni sevmiyorsun” diyen biri ile beraber olmak çok zordur ve öyle bir ilişki çok da uzun süremez. Bunun dışında önemli bir ders, iletişimin ve iletişim… [Read more…]
Türkiye gibi halkın çok ezici bir kısmının sol kavramından çok büyük bir oranla soğutulduğu yerlerde, sol siyaseti, ekonomisini veya felsefesini tartışmak büyük bir zaman kaybından başka birşey değildir. Soğuk savaş dönemindeki hükümetlerin Amerika yanlısı olması, Marxist zannedilen yönetimlerin çökmüş olmaları ve dini bütün halkımızın sol kavramını direk din karşıtlığı olarak görmeleri gibi sebeplerden dolayı, hiç… [Read more…]
Bugünlerde hayatlarımızın adeta ayrılmaz parçaları haline gelen bütün sorunlar–Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunu gibi–ve henüz “sorun” kategorisine girmemiş ama aday olan meseleler–Patrikhane, protestolar, eşcinseller, entellektüeller–aslında bizim kendimizi kim olduğumuza göre değil, büyük bir oranda kim olmadığımıza göre tanımladığımızı gösteriyor. Biz Hristiyan, dinsiz, Yahudi, Kürt, Ermeni, Süryani, Alevi, Batılı, Doğulu, Roman, Çerkez, sabırlı, hoşgörülü, eşcinsel,… [Read more…]
Ağustos 16, 2011
0