Fotoğraf: Faithless “duvara konuşurken” (Mass Destruction) Haydi Hep Beraber Duvara Konuşalım (Zaten Başka Birşey Yaptığımız Yok): Türk Siyasi Kültürünün Mutlakiyetçi Kalıbında Siyasi Soykırım Ve En Çok İhtiyacımız Olan bir Kurum: Ayna Türk Siyasi Kültürünün Mutlakiyetçi Kalıbı Türk siyasi kültürünün tarihi boyunca hiç demokratikleşmediği son yıllarda tartışılmaya ve halk tarafından değerlendirilmeye başladı. Bu gerçeği ne kadar… [Read more…]
New York’da bulunan özgürlük anıtının içinde Emma Lazarus tarafından yazılan bir şiirin olduğu malesef çok bilenen bir bilgi değildir. 1883’te yazılan ve çok etkileyici olan “Yeni Kolosus” isimli şiirin, şairin özgürlük anıtının “sessiz dudaklarından” konuştuğu özellikle şu 4 satırından duygulanmamak zordur: “Ver bana yorgununu, fakirini, Özgürce nefes almak için tutuşan sürülmüş kitlelerini, Boşalan sahillerinin sefil… [Read more…]
Bölgemizde bir ayaklanmadır gidiyor. Bir taraftan özgürlüğe susamış güruhların despotlara karşı koymaları insanlığa olan ümidimizi arttırırken, diğer taraftan Libya direniş lideri olarak vasıflandırılan insanın El Kaide’ye bağlılık beyanı yükselen ümitlere karşı adeta bir ders gibi karşımızda duruyor. Özgürlüğe, eşitliğe ve insan haklarına olan özlem bir tarafta, bu tür sonuçlara ulaşmak için izlenen yol ve takip… [Read more…]
27 Mart Tarihinde futuristika.org’da yayınlanmıştır Tecavüz. Zorla, rıza olmadan, saldırarak alıkoymak. İdeoloji. Bir kültürün, sınıfın veya grubun toplumsal ihtiyaçlarını ve hayallerini yansıtan fikirler bütünü. İdeolojik tecavüz. Richard Morris’e göre: “Sonuçları psikolojik, ruhsal ve/veya duygusal zarara yol açacak şekilde bir insanın hayat anlayışının/ideolojisinin bir Öteki üzerine gaddarca zorlanması.” Tecavüzün yaygın olduğu ve küçük çocuklara yapılan toplu tecavüzlerinin sıklıkla… [Read more…]
Biz onları farklı görebiliriz. Ama onlar kendilerini farklı görmeye başladıkları zaman buna karşı çıkarız, bölücülük deriz, ayrımcılık deriz.
3 Ocak tarihinde futuristika.org’da yayınlanmıştır İnsan ilişkilerinde, hepimize tecrübenin ve hayatın öğrettiği belli başlı yazılı olmayan kurallar vardır. Bunlardan biri, bizim bir ilişkinin seviyesini aldığımız karşılıklara dayandırdığımızdır. Yani, sürekli “sen beni sevmiyorsun” diyen biri ile beraber olmak çok zordur ve öyle bir ilişki çok da uzun süremez. Bunun dışında önemli bir ders, iletişimin ve iletişim… [Read more…]
Bugünlerde hayatlarımızın adeta ayrılmaz parçaları haline gelen bütün sorunlar–Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunu gibi–ve henüz “sorun” kategorisine girmemiş ama aday olan meseleler–Patrikhane, protestolar, eşcinseller, entellektüeller–aslında bizim kendimizi kim olduğumuza göre değil, büyük bir oranda kim olmadığımıza göre tanımladığımızı gösteriyor. Biz Hristiyan, dinsiz, Yahudi, Kürt, Ermeni, Süryani, Alevi, Batılı, Doğulu, Roman, Çerkez, sabırlı, hoşgörülü, eşcinsel,… [Read more…]
A.B.D.’nin beyaz ırk hakimiyeti altındaki devleti, siyahi köleleri asimile etmeye başlarken beyaz efendinin istediği köle modelinin ne olduğunu, aşikar olmasa da, kültürel ve sistematik baskı yolları ile ortaya koyuyordu. Gerek başkaldıranlara yapılan sert işkenceler, infazlar ve özgürlüğün çok pahalıya satılması, beyaz efendinin kafasındaki siyahi modelini şu şekilde belirliyordu: sadık, güçsüz, çalışkan, başkaldırmayan ve en önemlisi… [Read more…]
Ülkemizde yükselen ve her hangi başka bir dış veya iç tehditten daha tehlikeli hale gelen milliyetçiliğe karşı bir çağrı yapmanın vakti geldi. Benim burada kullandığım şekilde ‘milliyetçilik;’ monarşiye, oligarşiye ve teolojiye karşı ilk isyan bayraklarından birini açan Fransızları, üzerinde güneş batmayan imparatorluğun ordusunu dize getiren Amerikalıları veya Birinci Dünya Savaşı’nın yıkımından çıkan toprakları işgal etmeye… [Read more…]
İçimizdeki ötekilerin varlığı ve onlara olan darvranışlarımızla çelişen değerlerimiz arasındaki gerilim, her toplumun kimlik anlayışını ta ki evrensel hümanizme varıncaya kadar değiştirecek ve krize sokacak. Bu evrimin önünde durup hem kendimiz, hem de öteki olarak belirlediklerimiz için felaket yaratabiliriz. Ya da bunun nereye gittiğini görüp, toplumsal olarak bu yolda gelişmek için adımlar atabilriz. Seçenek, her zaman olduğu gibi, bizim.
Kasım 3, 2011
0