Birliğimizin Sorgusu

Posted on Ağustos 15, 2011

1


Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın 15 Ağustos’ta yaptığı “bize oy verenlerle vermeyenler de bir değil tabii bunu bir kenara koymak lazım” açıklamasını hangi kenara koymak lazım? Başbakan Erdoğan’ın “Ramazan olduğu için sabrediyoruz” lafzından sonra AKP’nin din tabanlı faşist yapısını son günlerde en çarpıcı bir biçimde ortaya koyan açıklamayı yapmakla kalmadı Bakan Bayraktar. Aynı zamanda Anadolu toplumu olarak bizim birliğimizi sorgulayan, ayıran, ötekileştiren, düşmanlaştıran ve nefretleri pekiştiren tek kurumun siyaset olduğunu da çok açık bir biçimde gösterdi.

 

Bugüne kadar AKP’nin demokrasi palavralarına inanmayan ve milyonları sonraki seçimlere kadar tavlayan gayet pahalı bir pazarlama maskesi olan “balkon kouşması” stratejisinin ötesini görebilenler için Bakan Bayraktar’ın sarf ettiği sözler hiç şaşırtıcı değil. Bakan Bayraktar’ın “bunu bir kenara koymak lazım” diyerek ‘kenara’ itelemek istedikleri ise gayet açık: toplumun AKP’yi desteklemeyen “öteki” yarısı.

 

Bakan Bayraktar’ın Anadolu toplumunu alenen bölme, ayrıştırma, kine ve düşmanlığa sevketme çabasında var olan “bir değil” sözlerinin üzerinde özellikle durmak lazım. Birlik, bir olmak ve bunun karşıtında doğal olarak var olan ayrılık, gayrılık ve ayrı olmak acaba Bakan Bayraktar için ne anlama geliyor?

 

Acaba AKP’ye oy vermeyenlerin bilmedikleri ve kaçırdıkları birşey mi var? Yani acaba Bakan Bayraktar kendisini bir ‘uyarıcı’ yerine koyup “hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” demek mi istiyor? Yoksa bu birlik eksikliğinin ölçüsü bilgi yerine ‘ontolojik’ bir saptama mı? Bakan Bayraktar’ın gözlemlediği, AKP’ye oy vermeyenlerin farklı dünya görüşleri, inançları, ideolojileri ve evrenin işleyişi konusunda değişik, enteresan fikirlere sahip oldukları mı? Yoksa “bir değil” söyleminin altında yatan anlam daha derin bir farka mı işaret ediyor? Acaba AKP’ye oy verenler ve vermeyenler arasında gözle görülür, fiziksel bir fark mı var? AKP’yi desteklemeyenlerin belli bir giyim kuşam tarzları mı var? Ya da fiziksel fark bundan daha da öte, fizyolojik bir saptama mı? AKP’ye oy vermeyenlerin ten renkleri mi farklı, burunları mı büyük, gözleri mi değişik? AKP’ye oy vermeyenler gerçekten insan mı?

 

Bakan Bayraktar AKP’ye oy vermeyenlerin insan olup olmadığının cevabını düşünedursun, kendisi farkında olmasa da onlarca değişik gruptan insanın paylaştığı bu topraklardaki beraber var olma refleksinin aksi yönünde çalışan tek kurumun siyasi yapı olduğunu da bize bir kere daha gösteriyor. Yaşadığımız iç savaştan, son yıllarda daha da alenen ortaya çıkmaya başlayan basit farklar tabanlı kutuplaşma ve gerginliklerin tek sorumlusu siyasi yapı ve daha da önemlisi meclistir.

 

Anadolu halkının yarısının diğer yarısına “bir değil” diyen; varlıkları boyunca bu topraklarla özdeşleşmiş Ermeni toplumuna kendi siyasi çıkarları doğrultusunda “istersek yüz bin Ermeni’yi sınır dışı ederiz” diyen; Kürtlerin varlığını ve haklarını sadece kendi çıkarı kadar ve kendi kontrol edebildiği sürece tanıyan; Sünni İslam dışındaki inançları “öteki” olarak görerek “kafir” ve “münafık” ilan eden; hangi dilin “yasal” hangi dilin “yasa dışı” olduğunu ilan eden; hangi Anadolu insanının öldürülmesi, hangi Anadolu insanının korunması konusunda kararları veren; insanların dillerini, düşüncelerini, dinlerini, kıyafetlerini, ideolojilerini onlar için tanımlayan ve bu tanımlara uymayanları hedef gösteren … Bütün bu ayrıştırmaların, bölmelerin, Anadolu halkını birbirine düşürme çabalarının ve Anadolu insanını beraber yaşama düşüncesinden uzaklaştırarak nefrete sürüklemelerin sorumlusu siyasi iradedir.

 

AKP’nin bu siyasi geleneğin içinden gelerek “değişim” söylemi ile toplumu hiç olmadığı kadar ayrıştırması bir yana, birlik ve beraberlik söylemini kullanarak “öteki” olanları tanımlamasıyla sindirmesi bu toprakların gördüğü en cani siyasi projelerden biridir. Bu bağlamda Bakan Bayraktar’ın “bir değil” söylemi masum bir gaf olarak değerlendirilemez. Bakan Bayraktar’ın açıklaması, AKP’yi desteklemeyenlerin hedef gösterilme, hapse atılma ve susturulma geleneğinin tüm halk kitlesine yayılmış halidir, alenen tehdittir.

 

Siyasi iradenin yılmak bilmez çabaları, Anadolu halkını kendi kültürel mirasının merkezinde bulunan birlik, beraberlik, hoşgörü ve bir arada var olabilme davranışlarından, söylemlerinden ve kimliğinden uzaklaştırmakta büyük aşama kaydetmiştir. Biz, bu toprakları yaşayanlar olarak bu mirasa sahip çıkmaz ve siyasi iradenin çabaları doğrultusunda kültürel merkezimizden kaymaya devam edersek, bugün işittiğimiz ve itiraz etmediğimiz “bir değil” sözünün anlamı, yarın karşımıza çok daha acı felaketler ve kayıplar olarak çıkabilir.